16 Şubat 2013 Cumartesi

Ayıp 16.02.2013

Ayıp, herkesin kendi bakış açısı ile alakalı bir kavramdır. Yani, tanımadığınız bir kimseyi bir hareketinden dolayı ayıplamak düşüncesizliktir. Eğer bir kimseyi ayıplamayı düşünüyorsanız -ki bu da kimsenin haddine düşmüş bir şey değildir- önce karşınızdaki kişinin ayıp kavramını öğrenmeniz gerekmektedir .

Eğer bir insanı ayıplamayı düşünüyorsanız, yüzüne karşı gidip ayıbını anlatmanız gerekmektedir. Ardından hem bu konuda onun düşüncesini öğrenmeniz hem de sizin düşüncenizi anlatmanız gerekir. Buna cesaretiniz yoksa zaten kendi hatanızı düşünüp, susup oturmuşsunuz demektir. Karşınızdaki insanın yüzüne söyleyemediğiniz ve ayıp olarak nitelendirdiğiniz hareketlerini başkalarına anlatmak, arkasından veya uzağından bağırarak anlatmak gibi eylemler, sizin ayıp kavramınızın oturmadığı anlamına gelir.

Medeniyet dediğimiz şey, bu sanatı beraberce yaşatabilmekten geçer. Medeniyet apartman dairelerinde oturup kimsenin yüz yüze bakmadığı, birbirine selam vermediği, oturup iki laf etmekten kaçtığı bir ilişki durumu değildir. İnsanları tanıma, selam verme, iyisi ve kötüsüyle kabul etme kapasitesi medeniyettir. Bu bağlamda dünyanın medeniyet çerçevesi altanıdaki komşuluk kavramı, asosyal değil sosyal insanlar yaratmak ve bunları medeniyet içinde mutlu bir şekilde yaşatmaktan geçer.

Bu kavramı halka öğretmek, içinde bulunduğumuz sistemde devletin görevi. Fakat bütün devletler bunu tamamen unutmuş veya kafasından silmiş durumda. Toplumlar ve devletler tamamen maddiyata yönelik kavramlar yaratma peşine düşmüş. İnsanların özgür yaşam alanı altındaki yerler küçük parçalara bölünmüş ve bu parçaların sadece 80 metre karesine hayatlar hapsedilmiş. Üzerine, iletişimi koparmak maksadı ile farklı fikir duvarları örülmüş ve insanlar birbirine bakmak ve konuşmaktan aciz bir duruma getirilmiştir.

Devlet adı altında paranın sahibi olduğunu iddia eden kurumlar, devletin halka ait olduğunu söylemelerine rağmen, sahibi oldukları parayı insanlara güçlü zorluklarla verip, ardından vergi adı altında bütün paralarını geri alarak insanlara dünya adı altındaki gezegende hapis hayatı yaşatıyor. Her ülke, vatandaşlarının özgür olduğunu savunuyor, fakat bütün özgürlüklerini kısıtlıyor.

İnsanlar bu devletlerin yönetimi altında yaşayarak kendilerine nasıl bir deney yapıldığının farkında değil. Kendisine para üretme yetkisi veren birkaç insan, dünyadaki diğer insanlarının hayatını kontrol altında tutarak çok büyük bir hapishane deneyi yapıyor.

İçinde bulunduğumuz bu sistemde, bütün insanlığımızı kaybetmiş halimizle etrafa saldırıyoruz. Aslında en önemli zararı kendimize verdiğimizi farketmiyoruz. Kendimize verilmesini istediğimiz değeri karşımızdaki insana veremediğimiz sürece, medeniyet adı altında farklı görgü kuralları ile ayıplar üretiyor ve birbirimize saldırıyoruz.

Birbirimizle iletişim kurmadan önce kendi küçük düşüncelerimiz çerçevesinde hareket etmemeyi öğrenmeli ve biraz olsun aynaya bakmalıyız. Kendimizle konuşmalıyız. Karşımızdaki insanın kavram dünyasında ne gibi düşünceler var bilmiyorsak, susup oturmalı ya da kibarca gidip yüz yüze konuşmalıyız.