22 Şubat 2009 Pazar

Uyanalım Lütfen

İnsan, dik duruşa, görece gelişmiş bir beyine, soyut düşünme yeteneğine, konuşma (dil kullanma) kabiliyetine, alet kullanma ve üretme becerisine sahip primat türü.*

 

Bu açıklamaya göre etrafımızda tonlarca insan ver değil mi? Peki insan gerçekten sadece bunlarla sınırlı olan bir varlık mı? Bence alakası yok. Bunlarla ilgili içimdekileri yazıya dökmek istiyorum tek tek bazılarına soyut, bazılarına somut olarak değinmek istiyorum.

İnsanın dik duruşu günümüzde ne kadar çok karşımıza çıkıyor herkes kendinden emin ve dik bir biçimde rahatça yürüyebiliyor. Peki insanlar kendinden nasıl bu kadar emin olabiliyor? Artık dik duruş sanki bana sahtekarlık gibi geliyor. Hepsinin sahtekarca geldiği gibi.

Beyine sahipmiş insanlar evet beyine sahip ama bunu ne yönde kullanıyor? Günümüzde pek iyilik için kullanılmıyor bence herkes çıkarcılık için kullanıyor beynini hatta bazıları bu kadar bile kullanamıyor beynini.

Soyut düşünme yeteneği, tek şey söyleyebiliyorum o kadar soyut düşünebiliyoruz ki hayat yalandan ibaret oldu artık doğru söyleyen görünemiyor etrafımızda.

Konuşma kabiliyetine sahibiz ama daha kendi dilimizi doğru dürüst kullanamıyoruz bunu da geçtim konuşma yeteneğimiz kişi başına yaklaşık olarak 1000-1500 kelime ile sınırlıdır belki bu fazla bile olabilir ki bu sözcüklerin yarısından çoğu da küfür gibi işe yaramayan şeyler.

Alet kullanma yeteneğine sahibiz aynı zamanda da üretiyoruz ve bunlar genel olarak yine çıkar doğrultusunda oluyor ve nasıl sahtekarlık yaparım diye yapılıyor artık her şey.

 

İnsanlık ne durumda peki? İnsanlık normalde çoğunlukla pozitif davranışları anlatmakta kullanılan, ve de kullanılırken fazlasıyla çelişki içinde bulunulan kelime**. Bu çelişki insan görünümündeki etrafımızdaki binlerce yaratık sayesinde oluyor. Herkes artık çok küçük düşünüyor hatta bir seviyede düşünmüyor belli bir kalıpta sürüklenip gidiyor. Bu konuda etrafımızdakileri de yargılamak biraz kötü olur çünkü içinde bulunduğumuz sistem düşünceleri yasaklayan bir sistem düşünceyi suç olarak algılayan bir sistem. Peki her ne kadar sistem kötü olursa olsun bu kadar iğrenç olmak zorunda mıyız? İçimizde ben hiç yalan söylemedim diyebilecek bir kişi var mı? Bunu gerçekten çok merak ediyorum. Hani artık pembe ufak yalanları bile geçtim etrafımızda o kadar büyük yalanlar var ki insanlar birbirini yemekle meşgul bunun yüzünden.

Hayatımıza devam ediyoruz… Her zaman bu mantık. Bizi nereye kadar götürecek? Pislik içinde yaşamaktan ne zaman vazgeçeceğiz koyun gibi etrafımızdakilerin emrideyiz. İnsan sözde düşünebilen bir varlık ama koyun gibi güdülmekten farkımız yok düşünmekten çok etrafımızda bir iki düşünen kişinin peşinden sürükleniyoruz ve buna yaşam mücadelesi ismini takıyoruz genel olarak. Bana yalan olmayan bir şeyi gösterir misiniz etrafınızda? Arkadaş diyorsunuz yalnız 2 dakika sonra arkanızdan konuşuyor. Bir dakika önce düşman olan insanlar çıkar işin içine girince birden dost oluyor nereye kadar böyle gidecek?

Eskiden örnek olarak iyi insanların gösterildiğini biliriz peki kim o insanları örnek alıyor? Ben etrafımda gördüklerimin binde birinde zor iyi insanlar buluyorum ve diğerleri de hiç örnek almak derdinde değil genel olarak kötüleri örnek alıyorlar. Bu durum sadece beni değil eminim herkesin canını sıkıyor ama kimse de kendimi düzelteyim diye bir çaba içinde de değil herkes hala nereden kendime çıkar sağlarım onun peşinde. Kimse kendinden önce yanındakini düşünmüyor artık.

İnsanlar ölüyor insanlık can çekişiyor ve ölmek üzere. Aileler ne yapıyor? Hangi anne baba evladına doğru dürüst ders verebiliyor? Anlamıyorum şu anda içinde bulunduğum gençliğe anne babaları mı git evladım çal, yalan söyle, kimseyi düşünme, arkadaşın olmasın, sadece kendini düşün, şerefsiz ol, arkadan konuş, pislik yap, insanları rahatsız et diyor?

Televizyon denen kutu insanları çok güzel eğitiyor sağolsun anne babalarda bunun pek farkında değil hala kimse iyi ve kötü yayını seçemiyor buna anne babalar dahil. Zaten çocuğun iyi ve kötüyü ayıramayacağı yerde anne babada ayıramazsa olacak olan şeyi yaşıyoruz. Düşünebiliyormusunuz bir program var yemek yiyorlar ve güzelim yemeklerin neresinden bir kusur bulurum diye uğraşmakla kalmıyor ev sahibi kaybolunca arkasından demediklerini bırakmıyorlar. Başka bir kanala geçiyorsun sevgi ilişkileri konu ama insanlar dostum dediği insanın sevgilisiyle yatıp kalkıyor ve bu gözler önünde çok iyi bir şeymiş gibi gösteriliyor. Eskiden hatırlıyorumda küçücük bir öpüşme sahnesi gelince kanal değişirdi yazık… Bitmedi başka kanala geçiyoruz alkol, sigara, uyuşturucu özendiriliyor, bir başka kanala geçiyoruz ki bu en kötüsü silah özendiriliyor mafya özendiriliyor öldürmek özendiriliyor. Anne baba da bu programları çocuğuyla beraber izliyor ve üzerine bunlar çok güzel program diyerek izlemeye devam eidyor.

Kimse farkında değil sanırım insanlık denen şey kalmıyor neredeyse bitti. İçinde bulunduğum gençlik sağolsun saçma sapan amerikan filmlerinden midir nedir üniversite hayatını özgürlük adı altında sapıtmak gibi görüyor alkol, sigara, uyuşturucu ve hatta cinsellik hat safhada ve buna kimse karşı koyamıyor. Konuşuyoruz haklısın diyor herkes ama kimse bunu değiştirmek için kendini düzeltmiyor yazık ediyorum kendimize çok yazık.

Sevgi kalmadı arkadaşlar çok yazık insanlar artık sevmiyor seviyorum dediği insana zarar veriyor, canını acıtıyor, onu bir seks objesi olarak görüyor hatta çok ileri gidip öldürüyor. Bu ne zaman değişecek? Lütfen biraz duyarlı olalım artık yeter bu pislik son bulmalı en azından şu andakinden daha az olmalı Atam bize bu yurdu bu hale gelelim satalım savuralım dostluğu kardeşliği bitirelim birliği beraberliği bitirelim diye bırakmadı. Kendimize gelelim.

 

Okuyan herkese teşekkür ederim bu sadece patlama noktasına geldiğim için ve kimseye içimi dökemediğim için yazdığım bir yazıdır – ki içimi hala dökemedim tam olarak anlattıklarım içimdekileri çok küçük bir kısmıdır-. Eğer bir şeyleri düşündürebildiysem ne mutlu bana.

 

*http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0nsan

**http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=insanlik

19 Şubat 2009 Perşembe

Bıktım Bu Seslerden

Beynimin içinde sürekli sesler var. Hepsi farklı şeyler söylüyor vücudum, bedenim, ruhum ayrı tepkiler veriyor. Davranış bozuklukları başladı uyku düzenim tamamen yok oldu. İnsanlar beni strese sokuyor bu da migren ağrılarımın çoğalmasına sebep oluyor. Kimseyi anlamıyorum herkes sanki sahtekar oldu kendim dahil kimseye güvenim kalmadı. Nefret ediyorum kendimden ve bunun yüzünden kimseyide sevdiğim söylenemez. Konuşamıyorum artık rahatlayamıyorum sanki konuşunca başıma bir bela gelecek gibi hissediyorum. Çalamıyorum artık enstrumanımı akord bile yapamıyorum gibi geliyor sanki sesleri farklı duyuyormuşum gibi geliyor kendime güvenim resmen sıfırın altında. Kimseyi anlamıyorum kimseye anlatamıyorum çok kötü şeyler düşünüyorum kendime sahip çıkmaya çalışıyorum bir yandan da. Beynimdeki sesler artık beni daraltıryor bu sesleri duymak istemiyorum çünkü doğru karar vermemi engelliyorlar. Birinden destek almak istiyorum ama kimseden bu desteği alabileceğime inanmıyorum çünkü çoook fazla güvendiğim insanlardan bile hiç düşünmediğim şeyler gördüm ve duydum onların bana yardım edebileceğini düşünürdüm ama artık onlarında yarım edebileceğine inanmıyorum onlara da güvenim kalmadı. İçimdeki o en büyük en göz kamaştırıcı sese kulak vermek istemiyorum. Üzdüğüm herkesten özrdiliyorum tek tek hepsinden ben iyi bir insan değilim bunu fark ettim ya da fark ettirdiler diyeyim bu daha doğru olur. Heralde herkesten daha karaktersizimki bu kadar yalnız kaldım hiç istemediğim bir noktaya geldim. Umarım bu uçurumun kenarından bir an önce geri dönerim ve aşağı düşmekten kurtulurum. Rüzgar sürekli arkamdan ittiriyor ve her saniye o uçuruma daha da çok yaklaşıyorum hatta artık yaklaşacak bir şey kalmadı kenarındayım dediğim gibi düşmemek için direniyorum. Bu uçurumun kenarına gelene kadar üzdüğüm herkesten af diliyorum… Umarım özrümü kabul edersiniz. Herkes kendini biliyor…

8 Şubat 2009 Pazar

Beklersin... Gelmeyecek olsa bile...

Canın acır
Dur diyemezsin
Aşktır acıtan
Engel olamazsın

Bir türlü kontrol edemezsin hayatı
Akıp gider her şey
Sen orada olduğun yerde kalırsın
İnsanlar sana bakar, bir şeyler söylerler sürekli
Sen onları görmezsin, duymazsın, hissetmezsin.
Dünya umurunda değildir.
Bildiğin ve hissettiğin çok şey vardır
Ama aslında hepsi aynıdırda
Acı
O'nun acısı
Kavuşamamanın acısı
Hasretin, Özlemin acısı

Sürekli tüylerin diken diken olur
Sesi hep kualğındadır çünkü
Sürekli bir şeyler fısıldar sana
Şizofren olursun
Delirirsin
Hatta belki sonsuz bir uykuya dalarsın...

En önemlisi ise bunlar olurken o sana değer verir mi bilmezsin
Kim ne söylerse söylesin anlamazsın
Zaten söylenenleri dinlemezsinde
Tüm dünya bir yüreğin içindeki o ateşe odaklanmıştır senin için
Başka hiçbir şey düşünemezsin
O ateş seni öyle bir yakar ki kavrulursun
Cehennem azabı gibidir
Tek şey düşünürsün
O'nu

Beklersin...
Gelmeyecek olsa bile...

O'na Özlem...

Bilmiyorum kimin yari oldun
Kimin elini tutuyor kimin gözlerine bakıyorsun
Kimin için kalbin atıyor bilmiyorum
Tek bildiğim şey var sana doyamadım

Doyamadım elimi tutuşuna
Doyamadım gözlerinin bakışına
Doyamadım omzuma yaslanışına
Doyamadım masumca sarılışına

Şimdi nerdesin kimlesin?
Bilmiyorum...
Hatalıyım bunu biliyorum
Özür dilemek yetmiyor
Bunu da biliyorum

Kendimi affetmiyorum
Senden Affetmeni bekliyorum...

ooooooff of

değişen hisler
değişen insanlar
değişen dünyalar
bitti...

Kalmadı elimde hiçbir şey
her şey değişti
ve ben olduğum yerde kaldım...

Sahte insanlar
sahte ilişkiler
sahte sevgiler
sahte aşklar
sahte dünyalar
sahte hayatlar
yokum artık bitti...

Söndü alevler
Kalmadı EZGİler
Müzik kalmadı
Kalmadı anlamlar
Tek kalan şey benliğim
Tek varolan şey yokluğum