15 Temmuz 2009 Çarşamba

Çıkış ilerde sağda...

"Gerçek hayattan(!) alıntı filmler kadar gerçek olsa hayat" diyesi geliyor insanın genellikle bu tür filmler diğer uydurma filmler gibi mutlu sonla biter ve bu filmler genel olarak pek de sevilmezler. Dikkat ettiyseniz sevilen filmler daha doğrusu fanatiklik seviyesinde sevilen filmler hep beklenmedik sonuçlarla biten filmlerdir. Bunların çoğunda hep kötü olan sonuçla karşılaşırız. Buları severiz, çünkü hayatta bir o kadar acımasızdır. Arkadaşlık yoktur sevgi yoktur dostluk yoktur bol bol sahtekarlık vardır yalan vardır. Yapılan iyilik karşılığını bulur derler hep kaç kişi acaba gerçekten yaptığı iyiliğin karşılığında mükafatlandırılmıştır? Ya da kaç kişi yaptığı kötülüğün karşılığında ceza çekmiştir? İstisnalar kaideyi bozmaz ama eğer şöyle dikkatlice bakarsak ceza çeken kötüler ve mükafatlandırılan iyilerin çok azınlıkta olduğunu görürüz zaten. İyilik ve kötülük kavramı burada biraz bana ters gelmeye başladı sanki kötülük daha güzel bir şeymiş gibi herkes kötülük yarışına girmiş gibime geliyor. Bir kişiye arkadaş dediğin dost dediğin zaman onun sizi sırtından vurmasına bir adımdan daha fazla yaklaşmış oluyorsunuz artık. Yeni arkadaşlar yeni dostlar edinmek çok zor oldu benim için. Eskiden herkesle rahatça konuşur muhabbetimi ederdim insanların bu kadar fesat olduğunu düşünmezdim ama şu an fesat olduğunu düşünmekle kalmıyor görüyorum. Birazda salağım sanırım fesat olduğunu görsem de o fesat kişilere daha da iyilik yapmakta direniyorum. Yıllardır tanıdığım arkdaşlar dostlar bile değişiyor onlarda aynı yeni tanıştığım kişiler gibi sırtımdan vurmaktan çekinmiyor hiç. Hatta salaklıkta sınırlarımı zorlayarak o insanlarla arkadaşlığımı devam ettiriyorum nedense. Onların kırılmasından üzülmesinden korkuyorum sildiğim zaman. Gerizekalılığa bakın onlar beni sırtımdan vuruyor hiç korkmadan fakat ben "aman onlar üzülecek","vay beee Murat beni silmiş artık benle konuşmuyor dingile bak hele" diyecekler diye üzüleceğimden silemiyorum kendilerini. Kimseyle iki satır sohbet edemez oldum bu durumun beni hayattan iyice soyutladığını düşünmekteyim. Etrafımdaki kişiler bana bir şey sorduğunda utanarak, çekinerek, kekeleyerek cevap vermekten bıktım. Bir cevapta o kadar çok ince laf buluyorlarki nereden laf sokupta karşımdakini alt etsem diye uğraşır olmuş insanlar. Sanırım kendini beğenmişlik seviyesi oldukça yükselmeye başladı bu gidişle bazı arkadaşlarımızın G.tleri g.k(t)yüzüne ulaşacak. Yıllarca aynı mahallede oynadığım isnanların arkamdan ileri geri konuşmasından mı yakınıyım yoksa genel olarak insanlığın yozlaşmasından mı? O kadar yalnız kaldım ki şu dertlerimi konuşacak adam bulamadığımdan oturup kimseyle adam akıllı sohbet edemediğimden derdimi böyle sanal ortamlarda klavyem vasıtasıyla bilgisayarıma dökmekten başka çarem kalmadığını hissediyorum fakat sanırım bu da o kadar uzun sürmeyecek her şeyi geride bırakmayı düşünüyorum. Bir daha asla görünmemeyi. Ne insanların beni görmesini istiyorum ne de onları görmeyi. İnsanları ezilmesi gereken böcekler gibi görenlerden nefret ediyorum onlara yataklık ve yalakalık eden varlıklardan da. Bunu da bir ara belki ayrıca yazarım. Gözler bürünmüş yalan dolan ve küstahlıkla nereye gitsem aynı dert aynı tasa umarım bir yangın çıkışı bulurumda defolup giderim aranızdan ya da siz akıllısınız yangından kaçarsınız ben yangında kül olayım siz çıkın gidin çıkışlar ileride sağda yeşil olarak yazılmış "yangın çıkışı" tabelasını görürsünüz beni bırakın defolup gidin siz azad olun ben de kendimi azad edeyim hayatın boşluğundan. Cehennem bile sizin yalanlarınızdan daha doğru bir yerdir heralde...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder